25/10/2009 ·

Eskişehirspor:0 Beşiktaş:1


Eskişehirspor:0 Beşiktaş:1
24.10.2009 21:34

Futbol Takımımız, Turkcell Süper Lig’in 10. haftasında Eskişehirspor’un konuğu oldu. Eskişehir Atatürk Stadı’ndaki karşılaşmayı Takımımız, Ekrem Dağ'ın 83. dakikada attığı golle 1-0 kazandı.

Taraftarının desteğini arkasına alarak yüklenen Eskişehirspor’un arkada verdiği açıkları hızlı hücumlarla değerlendirmeye çalışan Siyah Beyazlılarımız, 8. dakikada Ekrem Dağ’la gole çok yaklaştı ancak kaleci Ivesa topu kurtararak olası bir gole izin vermedi. Kanatları kullanarak rakibinin üzerine giden Ekibimiz, Eskişehirspor ceza sahası önünde tehlikeli pozisyonlara girip, sık sık uzaktan şutlarla rakip kaleyi yoklasa da kaleci Ivesa’yı aşmakta güçlük çekti. İlk yarısı orta alan mücadelesi şeklinde geçen karşılaşmanın ilk 45 dakikası 0-0 sona erdi.

Siyah Beyazlılarımız ikinci yarıya Tabata-Erhan değişikliğiyle başlarken iki takımın da ikinci 45 dakikadaki tutuk oyunu dikkat çekti. 60. dakikadan sonra rakip yarı alanda kendisini daha çok gösteren Takımımız, Nobre’nin de oyuna dahil olmasıyla etkili pozisyonlar buldu. Nobre 73. dakikada mutlak bir golden yararlanamazken beklenen gol 10 dakika sonra Ekrem Dağ'an geldi. Daha sonra Nihat'la çok net pozisyonlar yakalayan Ekibimiz ikinci golü bir türlü bulamasa da Eskişehir deplasmanından 1-0 galip döndü.

MAÇIN AYRINTILARI

Stat: Eskişehir Atatürk Stadı

Hakemler: Tolga Özkalfa, Erhan Sönmez, Mustafa Emre Eyisoy, Suat Arslanboğa (4. Hakem)

Eskişehirspor: Ivesa, Murat Önür (Dk. 86 Nadarevic), El Saka, Vucko, Koray, Burak, Sezgin, Doğa, Volkan Yaman (Dk. 72 Adem Sarı), Mehmet Yılmaz, Bülent Kocabey

Yedekler: Atilla, Arda, Selçuk, Hüseyin, Veysel, Adem, Nadarevic

Teknik Direktör: Rıza Çalımbay

Beşiktaş: Rüştü, İbrahim Üzülmez, İbrahim Kaş, İbrahim Toraman, Ekrem Dağ, Tello, Uğur İnceman, Fink, Tabata (Dk. 46 Erhan), Nihat (Dk. 90+3 Necip Uysal), Bobo (Dk. 73 Nobre)

Yedekler: Hakan Arıkan, İsmail Köybaşı, Necip, Erhan, Erkan, Nobre, Serdar Özkan

Teknik Direktör: Mustafa Denizli

Gol: Ekrem Dağ (Dk. 83)

Sarı Kartlar: Uğur İnceman (Dk. 65), Doğa Kaya (Dk. 70), Bülent Kocabey (Dk. 78), El Saka (Dk. 79), İbrahim Toraman (Dk. 86), Adem Sarı (90), Ivesa (Dk. 90+3)

Kırmızı Kartlar:

1.DEVRE

8. dakikada Ekrem Dağ ceza sahası içinde önünde bulduğu topa sert vurdu, kaleci Ivesa son anda ayağıyla golü önledi.

10. dakikada Burak’ın yerden yaptığı sert ortayı Rüştü uzanarak kesti.

14. dakikada Bülent Kocabey çaprazdan sert vurdu, top üstten auta çıktı.

24. dakikada Nihat’ın ceza sahası dışından çektiği şutu kaleci köşeden kurtardı.

25. dakikada İbrahim Toraman’ı çalımlayarak kaleciyle karşı karşı kalan Burak’ın şutu auta çıktı.

29. dakikada Murat’ın kısa düşen geri pasında Nihat topla oyuncu arasına girmeye çalıştı ama kaleci pozisyonu önledi.

30. dakikada Uğur İnceman’ın ceza sahası dışından çektiği şutu kaleci kurtardı.

42. dakikada yine Uğur’un çektiği sert şut Sezgin’e çarparak direğin dibinden auta gitti.

2.DEVRE

46. dakikada Tabata çıktı, Erhan girdi.

54. dakikada Ekrem’in boşalttığı alandan hızla ceza sahasına yönelen Nihat’ın şutu üstten dışarı çıktı.

 62. dakikada uzaktan gelen bir şut Rüştü’nün kafasına çarp

67. dakikada Erhan sıfır çizgisi yakınlarından içeri ortaladı ama Takımımız’dan kimse yoktu o bölgede.

77. dakikada Tello soldan ortaladı, kaleciyi de geçen topu Nobre boş kale yerine üstten auta gönderdi.

83. dakikada gol geldi. Ceza sahamızın önünden gönderilen uzun topa hareketlenen Ekrem Dağ, önce Doğa Kaya'dan sıyrıldı. Daha sonra kaleci Ivesa'yı da geçen Ekrem topu boş kaleye göndererek Siyah Beyazlılarımız'ı 1-0 öne geçiren golü attı.

84. dakikada Eskişehirspor tehlikeli geldi. Ceza sahası içinde yaşanan karambolde Bülent Kocabey'in kaleye gelen sert şutunu Rüştü çıkardı.

89. dakikada rakibini dörde bir yakalayan Takımımız'da Nihat topu kendisi kullandı. Nihat'ın sert şutu auta çıktı.

90. dakikada Ekrem'in ortasında ceza yayı üzerinde topla buluşan Nihat topun kontrolünü yitirdi.


Yorum (yok) Yorum yaz!

25/10/2009 ·

Shadyside Inn Suites

Shadyside Inn Suites 

 

Shadyside Inn Suites is different. Your idea of staying in a hotel is about to change. Our suites are not typical hotel rooms. In fact we do not have rooms; we only offer suites. Why are we different? Your suite is a fully furnished apartment with the same amenities as a hotel located in a residential neighborhood. It's not just any neighborhood, it's Shadyside, Pittsburgh's most quaint, trendy, and upscale urban area. Picture Boston's Newberry Street, or New York's East Village and you will get an idea of what the Shadyside area is like.Imagine having your own apartment in the best location in Pittsburgh for as little as a day or for as long as a lifetime. Shadyside Inn Suites is as flexible as you need. Only going to be here for a night? Why not have your own fully equipped apartment? Need somewhere to stay for a month while your house is renovated? Shadyside Inn Suites is your answer. Looking to attend the University for only nine months? Shadyside Inn Suites can accommodate. Think this is going to cost you more than a hotel? Not even close. Our rates are lower, our suites are double the size of any hotel in the area, our parking is free, and our location is unrivaled.Our suites are located within a block or two of some of the best dining, entertainment, and shopping in Pittsburgh. At your door are 135+ shops, 15+ restaurants and some of the best nightlife in the area. Shop in small boutiques, visit your favorite national store, and dine on cuisines from all over the world. Shadyside living is unmatched.Stay in Shadyside and still be approximately 4 miles from Downtown Pittsburgh and the Convention Center and less than 1 mile from the following hospitals: Presbyterian, Montefiore, Magee Women's, Falk Clinic, West Penn, Children's, Shadyside Hospital, and Western PsychiatricWithin 1 mile of the Shadyside Inn Suites is The Carnegie Museum of Art, The Museum of Natural History, The University of Pittsburgh, Carnegie Mellon University Chatham College, and Carlow College.Besides coming for a visit, the best way to learn about our story is read what other people have said about us. Please click on the following links to read what the professionals have to say.     

Yorum (yok) Yorum yaz!

25/10/2009 ·

bedava ingilizce

http://www.bedava-ingilizce.com/

Yorum (yok) Yorum yaz!

23/10/2009 · Kategori: seyahat

Sonbaharda görmeniz gereken beş Avrupa şehri

Ekim sonunda birkaç günlük kaçamak yapmayı düşünüyorsanız size beş önerimiz var. Adriyatik kıyısındaki Dubrovnik'te ortaçağ atmosferini yaşayacaksınız. Cebelitarık, bu mevsimde büyüleyici Akdeniz manzaraları sunuyor. Sonbaharda doğayla baş başa kalmak, uzun yürüyüşlere çıkmak istiyorsanız Vaduz size göre. Lubliyana ve Lüksemburg ise kültürle, müzikle iç içe bir sonbahar vaat ediyor.

Lubliyana'daki Grafik Sanatlar Bienali, bu alandaki dünyanın en büyük etkinliği ve 25 Ekim'e kadar devam edecek. 25 Ekim'de ayrıca Lubliyana Maratonu koşulacak. Lüksemburg Ulusal Tarih ve Sanat Müzesi'ndeki ünlü ressam Joseph Kutter'in sergisi ekim sonuna kadar açık, şehirdeki rock festivali kasımda sona eriyor.

LUBLİYANA (SLOVENYA)
Küçük, huzurlu, sevimli

260 bin nüfuslu, küçük ama çok sevimli bir şehir Lubliyana. Adeta masallardan çıkmış gibi. 1895'te yıkılan binaların yerine Art Nouveau tarzında yenileri yapılmış. Şehrin merkezi Lubliyana Nehri kıyısındaki Presernov Meydanı. Meydanda göreceğiniz somon renkli bina Fransisken mezhebine ait/_np/9015/9059015.jpgMüjde Kilisesi. 1660'da yapılmış. Slovenlerin çok sevdiği romantik şair France Preseren (1800-1849) ulusal bilincin yerleşmesi için çaba sar fetmiş. Aşkı Julia Primic için unutulmaz şiirler yazmış. Adını taşıyan meydanda, anıtını da göreceksiniz. 
Joze Plecnik (1872-1957) şehre kişiliğini kazandıran mimarlardan biri. Nehrin üzerindeki 1842'den kalma Tromostovje (Üçüz) Köprüsü'ne iki köprü daha ilave edip hoş bir görüntü yaratmış. Köprülerin üzerinde ve nehir boyunca haftanın son gününde pazar kuruluyor. Burada antika da satılıyor. Nehir üzerinde Plecnik'in yaptığı Merkez Çarşı'da mola vermeyi ihmal etmeyin. Üçüz Köprüsü'nün diğer yanında ise 18. yüzyıldan kalma St. Nicholas Katedrali (Stolnica Sv. Nikolaia) ve ejderhaları şehrin maskotu haline gelen Ejderha Köprüsü (Zmajski Most) var. Efsaneye göre Jason ve Argonotların lideri Altın Post'u çalıp Ljubljanica Nehri'ne gelmiş ve buradaki ejderhayı öldürmüş. 
Prosernov Meydanı'ndan Miklosiceva cesta'ya giderken çok şık Art Nouveau binalar göreceksiniz. Lubliyana Filarmoni Orkestrası'nın binası ise 1898'den kalma. Cankarjev Dom şehrin kültürel merkezi olarak geçiyor.
En kolay yoldan fünikülerle çıkabileceğiniz Ljubljana Kalesi (Ljubljanski Grad) şehre tepeden bakıyor. 15. yüzyılda askeri maksatla kullanılan bir yer haline gelen kalenin avlusuna giriş ücretsiz. Şehirde keyifli bir yürüyüş için Tivoli Parkı'nı tercih edin. 

NEREDE YENİR, İÇİLİR?

Balkan mutfağından burek (börek), cevapcici (köfte) ve raznjici (siş kebap) gibi lezzetler var. Sloven mutfağının ünlü yemeği zlikrofi, peynir ve domuz jambonuyla doldurulmuş bir mantı. Avusturya'da olduğu gibi bu ülkede de tatlı krep "palacinke" adını taşıyor. Cvicek ve Teran iyi kırmızı şaraplar, beyaz olarak Renksi, Rizling ve Sipon'u deneyebilirsiniz. Lasko ve Union ülkenin en iyi bira markaları. Yerel lezzetleri tadabileceğiniz esnaf lokantalarını seviyorsanız, Slovenska 38 adresindeki Sestica'ya (Tel: 242 08 50) uğrayabilirsiniz. 

LÜKSEMBURG
Tarihin içinde yürüyeceksiniz


Lüksemburg Grand Düklüğü, Avrupa'nın en küçük ülkelerinden. Genişliği 57, uzunluğu 82 kilometre. Arden Kontu Siegfried, 963 yılında bugünkü Lüksemburg'un temellerini atmış. Başkent Lüksemburg'daki kale defalarca düşman saldırısına uğramış, yakılmış, yıkılmış. Yılmamış, her seferinde baştan yapmışlar. 1839'da bugünkü sınırları belirlenmiş. /_np/9016/9059016.jpgAlmanya, Fransa gibi iki güçlü ülke arasındaki Lüksemburg, 2. Dünya Savaşı'nda işgal edilmiş. Bugün Avrupa'nın en güçlü ekonomilerinden birine sahip. Nüfusun yüzde 30'u İtalyan, Portekizli göçmen. 1919'daki referandumda monarşinin devamına karar vermişler. 2000'den beri Grand Dük Henri ve karısı Grand Düşes Maria Teresa ülkenin başında. Bin yıllık başkent, sadece 82 bin kişilik nüfusa sahip olsa da sanat müzeleri ve galerilerle dolu. Place d'Armes ve Place Guillaume diye geçen iki meydan şehrin tarihi kısmını oluşturuyor. Şehrin yüksek noktalarından Petrusse ve Alzette nehirlerinin hoş manzarası var. Milli Tarih ve Sanat Müzesi (www.mnha.lu) ülkenin en önemli müzesi. Roma ve ortaçağ dönemlerinden kalma eserler de var. Çok keyifli bir yürüyüş yolu olan Chemin de la Corniche'nin devamında Şehir Tarihi Müzesi'ne (www.musee-hist.lu) ulaşılıyor. Mimarisi Kuzey Afrika esintileri taşıyan Palais Grand Ducal, 1570'li yıllarda İspanyollarca inşa edilmiş. Kraliyet ailesi bu sarayda yaşamıyor, yapı ziyarete açık. Meryem Ana'ya adanan Notre Dame Katedrali ülkenin en önemli dini yapısı. AB binaları, muhteşem Lüksemburg Filarmoni Orkestrası (www.philharmonie.lu) ve Grand-Duc Jean Modern Sanat Müzesi (www.mudam.lu) Kirchberg Bölgesi'nde bulunuyor.

NEREDE YENİR, EĞLENİLİR?

Servis ve vergi faturaya eklendiği için Lüksemburg'da bahşiş vermeye gerek yok. Ülkenin en iyi şarapları Pinot Gris ve Gewürztraminer. Bira olarak da Mousel ve Simon Dubbel Donkers'ı deneyin. Şehrin en güzel restoranı Mosconi, Rue Munster'de. (www.mosconi.lu) Michelin yıldızlı ve mönüsü İtalyan mutfağından oluşuyor. Rezervasyonsuz gitmeyin. Şehrin diğer iki restoranı Brasserie Mansfeld, Toit pour toi ve Clairefontaine. Abbaye de Neumünster'de (www.ccrn.lu) pazar günleri caz brunch yapılıyor. Gece eğlencesi için White Bar, VIP Room, Marx ve Cat Club en iyi seçenekler.

VADUZ (LIECHTENSTEIN)
Beş bin nüfuslu başkent/_np/9023/9059023.jpg


Liechtenstein, dünyanın en küçük altı ülkesinden biri. Monarşiyle yönetiliyor. Prens II. Hans-Adam, başkent Vaduz'daki gotik bir sarayda yaşıyor. 1989'da ölen babası II. Franz Josef'in yerine geçen prensin parlamentoyu feshetme yetkisi var. 2004'te ülke yönetimini oğlu Alois'e devretse de, hâlâ ülkenin gerçek lideri kabul ediliyor. Dünyanın altıncı en küçük ülkesinin en büyük özelliği ise dünyanın bir numaralı protez diş üreten ülkesi olması...
Liechtenstein Ailesi'nce kurulan, işgale uğrayan ülke 1866'dan sonra bağımsızlığına kavuşmuş. 35 bin nüfuslu ülkenin başkenti Vaduz'da sadece 5 bin kişi yaşıyor. Şehir o kadar küçük ki herkes birbirini tanıyor. Bütün hareket de merkezdeki Aulestrasse ile yayalara ayrılmış olan Stadle caddelerinde. Tepedeki Kraliyet Sarayı (Vaduz Kalesi) halka açık değil ama yukarıdan şehrin güzel manzarasını görmek bu bölgeye çıkmaya değer. Şehir merkezindeki Liechtensteinisches Müzesi'nde (www.landesmuseum.li) ülkenin tarihi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Ülke doğa ve yürüyüş sevenler için adeta bir cennet. 400 kilometre uzunluğa sahip yürüyüş rotaları var. En bilineni yaklaşık dört saat süren Fürstensteig. 100 kişinin yaşadığı Malbun, ülkenin tek kayak merkezi. Vaduz'da Residence (www.residence.li) isimli dört yıldızlı güzel bir otel var. Yemek için Cafe Wolf'u (Stadle, 29) tavsiye ediyorum.

CEBELİTARIK
İber Yarımadası'nın güney ucundan Afrika'ya bakın


Cebelitarık, Tarık Dağı anlamına geliyor. 711 yılında, Tarık bin Ziyad ordusuyla birlikte, Akdeniz'i Atlas Okyanusu'na bağlayan bu boğazdan İber Yarımadası'na geçmiş. "Dönmek yok" deyip gemileri yakmış. Ayak bastığı yarımadaya ismi verilmiş. Beş kilometre uzunluğunda, en geniş bölümü iki kilometre, en yüksek noktası 400 metreye /_np/9018/9059018.jpgulaşan bu kaya kütlesi Akdeniz'in girişini kontrol ediyor. Bu nedenle tarih boyunca savaşların kurbanı olmuş. Batı dillerinde Gibraltar olarak geçen Cebelitarık, 1713'teki Utrecht Anlaşması ile İngiliz sömürgesi oldu. Bu şehir büyüklüğündeki ülke, 1967'deki referandumla İngiltere'ye bağlı kalmaya karar verdi. Kraliçe II. Elizabeth, ülkenin de yöneticisi. Valisini kraliçe atıyor. Dört yılda bir yapılan seçimlerle parlamentonun 17 üyesi belirleniyor, onlar 18. üyeyi seçip sözcü yapıyor. İspanyollar geçtiğimiz yıllarda yapılan anlaşmalarla Cebelitarık'ın hava sahasını kısıtlamamaya, gümrük işlemlerini hızlandırmaya karar verdi, karşılığında da Cebelitarık'ta çalışan İspanyollar için bazı haklar kazandı. Cebelitarık'ın İspanya ile 1.2 kilometrelik sınırı var. Cebelitarık'ta gemi hizmetleri ve kıyı bankacılığı ekonominin can damarları. Kişi başına düşen gelirse 40 bin dolar civarında.
Cebelitarık'ta görülecek yerler arasında teleferikle çıkılan Tarık Dağı (Rock of Gibraltar), St. Michael Mağarası, The Apes Den'deki Avrupa'nın yegâne yabani kaya maymunları, Mağribi (Moorish) Kalesi ve Kuşatma Altındaki Şehir Sergisi var. 18. yüzyıldaki bir kuşatma esnasında ülkede tüneller kazılmış. 2. Dünya Savaşı esnasında tünellerin uzunluğu 53 kilometreyi bulmuş. Cebelitarık Boğazı'nı en iyi görebileceğiniz nokta Europa Point deniz feneri. 
Ülkede altı plaj bulunuyor. Su sporları, dalma, yelken ve yunusları seyretmek için Cebelitarık ideal bir nokta. Sheppard's, Marina Bay ve Queensway Quay isimli marinalar da ülkedeki en hareketli yerlerden.

NEREDE YENİR, EĞLENİLİR?

Cebelitarık'ta eğlencenin popüler adresleri Queensway Quay, Marina Bay ve Casemates Meydanı civarında bulunuyor. Ladbroke isimli kumarhanenin terasında güzel manzaralı bir restoran var. Cebeliktarık'taki en eski pub, Star Bar. Oteller genellikle pahalı. Uygun fiyatlı konaklama için www.cannonhotel.gi adresini tıklayabilirsiniz.

DUBROVNİK (HIRVATİSTAN)
Ortaçağ atmosferinde sonbahar


George Bernard Shaw, "Dünyada cenneti arayanlar Dubrovnik'e gelmeli" demiş, ne de iyi etmiş. Çanakkale üzerine şiir yazan Lord Byron ise Dubrovnik'i "Adriyatik'in İncisi" olarak tanımlamış. Şehir tamamen surlarla çevrili, içine girdiğinizde dış dünyadan izole oluyorsunuz. Tarihi Dubrovnik'in (Stari Grad) sokaklarında dolaşmak, barok ve /_np/9024/9059024.jpgRönesans mimarilerinin muhteşem eserleri arasında yürümek geçmişin görkeminde kaybolmak gibi. Bir şehir bu kadar mı iyi korunur, üstelik onca savaşa rağmen? Venediklilerin katkısı dünyanın en güzel şehirlerinden birinin ortaya çıkmasını sağlamış.

Pile Kapısı'ndan içeri girin. Kapı'nın girişinde 1438 yılında yapılan Onofrio Çeşmesi ile Frensisken Manastırı karşılayacak sizi. Burada aynı zamanda 1391'den kalma Avrupa'nın en eski eczanelerinden biri var. Sadece yayalara açık olan sur içindeki ana caddenin adı Placa (Stradun). Bu cadde kafeler ve dükkânlarla dolu. Aradaki dik sokaklarda da sürpriz bar ve restoranlar var. Placa'nın sonunda saat kulesi bulunuyor, onun önünde de Orlando Sütunu. Sütunun karşı tarafında Sponza Sarayı ile St. Blaise Kilisesi var. Hz. Meryem'in Göğe Yükselişi Kilisesi ile Blaise arasındaki gotik tarzda inşa edilmiş bina Rektör'ün Sarayı. Dominikan Manastırı ise 15.ve 16. yüzyıl sanatçılarının tablolarına ev sahipliği yapıyor. Burada Titian'a ait tabloları bile görebilirsiniz. Dubrovnik'in surları dünyaca meşhur. Surlara çıkıp yürümek çok keyifli, manzara muhteşem. Tarihi şehre en yakın plaj Banje diye geçiyor. Surların dışında ise çok güzel plajlar ve yeşili bol yarımadalar bulunuyor. Doğayla baş başa yüzmek istiyorsanız eski limandan kalkan feribotlarla çıplaklar plajının da olduğu yemyeşil Lokrum Adası'na gidebilirsiniz.

NEREDE YENİR, EĞLENİLİR?

Hırvatistan'ın iç bölgelerinde bol krema soslu et, makarnalı hindi, ağır ateşte pişirilmiş et (pasticada), kulen dedikleri sosis çok seviliyor. Sahillerde ise karşı kıyıdaki İtalya'nın etkisi görülüyor, et yerini deniz ürünlerine bırakıyor. Ahtapotu çok leziz pişiyorlar, yakınlardaki bir körfezden gelen istiridyeleri uluslararası yarışmalarda ödüller almış. Dubrovnik'te risotto'ya rizot, minestrone diye bilinen sebze çorbasına manistra diyorlar. Hırvat şarapları çok güzel. Ancak kırmızı şarabı suyla karıştırıyorlar ortaya bevanda çıkıyor, beyaz şarabı da sodayla harmanlıyorlar ve gemist diyorlar. Sljivovica alkolü yüksek erik brendisi. Karlovacko ve Ozujsko ise ülkenin en iyi bira markaları. Pile Kapısı'nın girişindeki Club Nautika, şehrin en iyi restoranlarından. Manzara güzel, deniz ürünleri çok leziz. Bir başka seçenek Proto. Surların içindeki restoranın dekorasyonu şık, yemekleri gayet başarılı. Eğlenmek için sur içindeki Cafe Buza ve Roxy'yi (Buniceva poljana 9) tavsiye ediyorum.     

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/9/2009 ·

Küçük esnafa 'sıfır faizli kredi' geliyor

Küçük esnafa 'sıfır faizli kredi' geliyor
Bakanlar Kurulu'nda imza süreci tamamlanan yeni KOSGEB mevzuatı küçük esnaf ve sanatkara büyük fırsatlar sunuyor
17 Eylül 2009 Perşembe, 10:31
Küçük esnaf ve sanatkâr, yeni KOSGEB mevzuatını bekliyor. Mevzuat başta sıfır faizli kredi olmak üzere küçük esnafa birçok fırsat sunuyor.  
Zaman'ın Sanayi Bakanlığı çevrelerinden edindiği bilgilere göre KOSGEB mevzuatıyla ilgili Bakanlar Kurulu imza süreci tamamlandı. Bilindiği gibi KOSGEB Kanunu'ndaki değişiklik, 22 Nisan'da TBMM'de kabul edildi. Düzenlemeyle daha önce sadece imalatçı esnafa verilen KOSGEB kredi ve destekleri, imalatçı olmayan küçük ve orta ölçekli esnaf ve girişimcileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Hazırlık çalışmaları yaklaşık 6 aydır süren ve küçük esnafı rahatlatacak çalışmada son aşamaya gelindi. Edinilen bilgiye göre Bakanlar Kurulu'nun imza süreci kısa bir süre önce tamamlandı.
 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Özel Arama

« Önceki ::

Özel Arama